15 Eylül 2010 Çarşamba

ne kadar korunaklı yetişiyoruz.
şimdi kafamda migros poşetiyle bu düşüncelere daldım. evet saçımı kızıl yaptım. sonucunu bekliyorum. ama bunu bile cesaret gerektiren bir şey olarak görüyorum. ne acı demi.

hayatımızda boşluğu dolduran bir "şey" gittiğinde, biz ardından bıraktığı boşluğu ya kendimize sararak, düşünerek, üzülerek, saçlarımızı değiştirerek ya da ne bilim buna benzer depresif şeyler yaparak dolduruyoruz. halbuki başkaları gidenlerin ardından kalan boşluğu  alıp başını o ülkeden giderek, yeni bir üniversiteye başlayarak, yeni sevgili bulup onun evine yerleşerek, seyahat ederek dolduruyorlar. biz ne yapabiliyoruz ki ancak saçımızı kızıla boyuyoruz.  ailemin kısıtlamaları diil derdim. ne de güzel annem babam var. ama güzel ülkemin güzel kültürü çook şeyleri kısıtlıyor işte.

ps: hayatımdan biri gitmedi ama saçımı kızıl yapmam çağrışım yaptırdı. kimse gitmesin hayatımdan olur mu ki? bide saçım baya kızıl oldu yahu hadi bakalım. biri giderse hayatımdan saçımı değiştirme olasılığımda kalmadı. ama siz yine de gitmeyin ben kızılımla mutluyum. da annemin tırnaklarındaki kızıl ojemsi boyaları napıcaz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder